Akciğer Kanseri Belirtileri Nelerdir?
Akciğer kanseri dünya genelinde kanserden ölümlerin en önde gelen nedenidir ve hem erkeklerde hem de kadınlarda yüksek insidans ve mortalite oranlarına sahiptir. Hastalığın sinsi başlangıcı ve erken evrelerde belirtilerin genellikle silik olması tanıda gecikmeye neden olmakta ve hastaların önemli bir kısmı ileri evrede tanı almaktadır. Belirtilerin erken tanınması ve risk grubundaki bireylerin düzenli taranması sağkalım oranlarının iyileştirilmesinde kritik öneme sahiptir. Sigara kullanımı akciğer kanserinin en önemli risk faktörü olup vakaların yaklaşık yüzde sekseninden sorumlu tutulmaktadır.
Erken Dönem Belirtiler
Akciğer kanserinin erken evreleri çoğunlukla asemptomatik seyreder ve tümör tesadüfen başka bir nedenle çekilen göğüs röntgeninde veya tomografide saptanabilir. Belirtiler ortaya çıkmaya başladığında en yaygın olanı inatçı öksürüktür. Üç haftadan uzun süren, tedaviye yanıt vermeyen veya mevcut öksürüğün karakterinin değişmesi akciğer kanseri açısından uyarıcı olmalıdır. Sigara içenlerde kronik öksürük sık bir şikayet olduğundan değişikliğin fark edilmesi önemlidir.
Hemoptizi yani öksürükle kan gelmesi akciğer kanserinin ciddi bir uyarı belirtisidir. Az miktarda kan bulaşmış balgam bile değerlendirmeyi gerektirmektedir. Masif hemoptizi nadir olmakla birlikte yaşamı tehdit edici olabilir. Nefes darlığı tümörün hava yollarını tıkamasına, plevral efüzyona veya lenfanjitik yayılıma bağlı olarak gelişebilir. Başlangıçta efor dispnesi şeklinde ortaya çıkar ve zamanla istirahatte de hissedilir hale gelebilir.
Göğüs ağrısı hastaların yaklaşık dörtte birinde başvuru şikayetidir. Künt, sürekli ve lokalize olmayan bir ağrı tipik olup plevra veya göğüs duvarı tutulumunu düşündürebilir. Omuz ağrısı apikal tümörlerde görülebilir ve sıklıkla ortopedik bir sorun olarak yanlış değerlendirilebilir. Pancoast tümörü olarak bilinen apeks yerleşimli kanserlerde omuz ve kolda ağrı, Horner sendromu ve brakiyal pleksus tutulumu gelişebilir.
İleri Dönem Belirtiler
Ses kısıklığı rekürren laringeal sinirin mediastinal tümör veya lenf bezleri tarafından basıya uğraması sonucu gelişir. İlerleyici ve tedaviye yanıt vermeyen ses kısıklığı mutlaka araştırılmalıdır. Yutma güçlüğü özofagusun dışarıdan basıya uğraması veya tümörün doğrudan invaze etmesiyle ortaya çıkabilir. Vena kava süperior sendromu üst mediastinal kitlelerin vena kava süperioru baskılamasıyla yüz, boyun ve üst ekstremitelerde ödem, siyanoz ve belirginleşmiş venlerle kendini gösterir.
Tekrarlayan akciğer enfeksiyonları tümörün bronşu tıkayarak distal akciğer parankiminde atelektazi ve sekonder enfeksiyona neden olmasıyla oluşur. Aynı lokalizasyonda tekrarlayan pnömoniler altta yatan bir obstrüktif lezyonu düşündürmelidir. Wheezing yani hışıltılı solunum tümörün büyük hava yollarını daraltmasıyla ortaya çıkabilir ve astımla karışabilir.
Plevral efüzyon akciğer kanserinin sık bir komplikasyonudur ve nefes darlığına neden olur. Malign plevral efüzyon genellikle ileri evre hastalığa işaret eder. Pnömotoraks nadir bir prezentasyon olabilir ve özellikle subplevral yerleşimli tümörlerde görülebilir.
Sistemik Belirtiler
Kilo kaybı akciğer kanserinde sık görülen ve genellikle ileri hastalığa eşlik eden bir bulgudur. Altı ayda vücut ağırlığının yüzde onundan fazlasının kaybedilmesi klinik olarak anlamlıdır. İştahsızlık, halsizlik ve genel düşkünlük tümörün metabolik etkilerine bağlı olarak gelişir. Tümör kaynaklı sitokinler kaşeksi sendromuna neden olarak kas ve yağ dokusu kaybına yol açar.
Açıklanamayan ateş bazı akciğer kanseri hastalarında görülür ve tümörün kendisinden veya tıkayıcı pnömoniden kaynaklanabilir. Gece terlemeleri ve persistan subfebril ateş malignite açısından değerlendirilmesi gereken belirtilerdir. Trombotik olaylar özellikle adenokarsinomda artmış tromboz eğilimiyle ilişkilidir ve derin ven trombozu veya pulmoner emboli ilk başvuru bulgusu olabilir.
Paraneoplastik Sendromlar
Akciğer kanseri çeşitli paraneoplastik sendromlarla ilişkilendirilmektedir. Hiperkalsemi en sık görülen metabolik paraneoplastik belirtidir ve özellikle skuamöz hücreli karsinomda PTHrP salgılanmasıyla ortaya çıkar. Konfüzyon, bulantı, kabızlık, poliüri ve dehidratasyon belirtileri olabilir.
Uygunsuz ADH salgısı sendromu özellikle küçük hücreli akciğer kanserinde görülür ve hiponatremi ile kendini gösterir. Cushing sendromu ektopik ACTH üretimiyle, myastenik sendrom antikorların nöromusküler kavşağı etkilemesiyle ve dermatomiyozit otoimmün kas inflamasyonuyla ortaya çıkabilir. Paraneoplastik sendromlar bazen tümörün kendisinden önce belirti verebilir ve erken tanı fırsatı sunabilir.
Metastaz Belirtileri
Akciğer kanseri sıklıkla beyin, kemik, karaciğer ve böbrek üstü bezlerine metastaz yapar. Beyin metastazları baş ağrısı, bulantı, kusma, görme bozuklukları, konuşma güçlüğü, kol veya bacakta güçsüzlük ve nöbetlerle kendini gösterebilir. Kemik metastazları lokalize kemik ağrısı, patolojik kırıklar ve hiperkalsemiye neden olur. Omurga metastazları spinal kord basısına yol açarak acil müdahale gerektirebilir.
Karaciğer metastazları karın sağ üst kadran ağrısı, sarılık ve iştahsızlıkla ortaya çıkabilir. Adrenal metastazlar genellikle asemptomatiktir ancak bilateral tutulumda adrenal yetmezlik gelişebilir. Cilt altı metastazlar palpable nodüller olarak belirlebilir. Metastatik belirtilerin primer tümör belirtilerinden önce ortaya çıkması nadir değildir ve bu durum tanıyı geciktirebilir.
Tarama ve Erken Tanı
Yüksek riskli bireylerde düşük doz bilgisayarlı tomografi ile tarama akciğer kanseri mortalitesini azaltmaktadır. Elli ila seksen yaş arası, otuz paket yıl ve üzeri sigara öyküsü olan bireyler tarama için uygun adaylardır. Yıllık tarama ile erken evre tanı oranının artması ve mortalitede yüzde yirmi azalma sağlandığı büyük randomize çalışmalarla gösterilmiştir.
Belirtiler ortaya çıktığında göğüs röntgeni ilk değerlendirme aracıdır ancak duyarlılığı sınırlıdır. Bilgisayarlı tomografi tümörün boyutunu, lokalizasyonunu ve yayılımını değerlendirmede altın standart görüntüleme yöntemidir. Pozitron emisyon tomografisi evreleme ve uzak metastaz taramasında kullanılır. Kesin tanı biyopsi ile konulur ve bronkoskopik veya perkütan yöntemlerle örnek alınabilir.
Sonuç olarak akciğer kanserinin belirtileri çoğunlukla nonspesifiktir ve başka hastalıklarla karışabilir. Üç haftadan uzun süren öksürük, hemoptizi, açıklanamayan nefes darlığı veya kilo kaybı olan bireylerin, özellikle sigara içiyorlarsa, mutlaka sağlık kuruluşuna başvurması gerekmektedir. Erken tanı tedavi seçeneklerini genişletir ve sağkalımı önemli ölçüde iyileştirir.
Sigarayı bırakma her yaşta akciğer kanseri riskini azaltan en etkili bireysel adımdır. Bırakma sonrasında risk yıllar içinde kademeli olarak düşer ve on beş yıl sonra hiç içmeyenlere yakın seviyelere ulaşabilir. Pasif sigara dumanından korunmak, mesleki karsinojenlere maruziyetin önlenmesi ve iç ortam hava kalitesinin iyileştirilmesi de toplumsal düzeyde alınabilecek koruyucu önlemler arasındadır.